• Uzman Psikolog Iraz Toros Suman
  • info@iraztoros.com

şarkılar, fısıltılar…

Kulağına şarkılar fısıldar gibi büyütmek istiyorum çocuğumu, en çok da kendimi..

Bilir misiniz..

Şuraya denizi çiziyorsun ya, suları mavilere boyuyorsun ya, balıkları martıları koyuyorsun üstüne,sabahın serinliğini çiziyorsun ya…Balıkçıları çiz balıkçıları, geleceği de çiz doğacak günü de, yoksulluğu çiz çaresini de, geleceği de çiz geleceği de..

Hayatı ciddiye almalı öyle değil mi..En çok da çocukları..Çocuğunuz yanlış birşey yaptığında bir “idrak anı” vardır, bilir misiniz, mesela suluboya yaparken eli çarpar heyecandan ve bum, yere boca bir bardak su..Çocuk önce suya bakar, sonra hızlıca en yakınındaki yetişkine, ben işte o ilk anda başını çeviren annelerdenim, sakinleşsin ve utanmasın diye..Utanır mı çocuklar..Rüzgar utanır mı…Tüh dediği ilk an..O anı kendi kendine yaşasın,benim gözlerimdeki ifadeyle değil kendiyle baş başa kalsın diye, bana açıklama yapmasın, kendi değerlendirmesini yapsın diye..Sonra bana seslenip “ben silebilirim” dediği ana kadar beklerim..Neden yazdım bunu..Beklemeyi unutuyoruz diye..

Bunun şarkıyla ne ilgisi var..

Hayatı fısıldamak istiyorum Rüzgar’ ın kulağına, bir fısıltı belki, daha fazlası değil, o kritik anlarda ilk dönüp kendine ve içindeki susmayan şarkıya sorsun diye, bana değil kendi içine baksın diye..Ben zaten orada bir yerde onu bekliyor olacağım yaşadığım sürece, bu sefer ben silemiyorum sen gel sil derse koşa koşa giderim diye..

27 Nisan 2011 tarihinde Genel kategorisinde yazıldı.
782 kez okundu.