Montessori Metodu/ Bir Kitap

…Latin şairi Juvenalis demiş ki; “Saygıların en büyüğünü çocuğa borçluyuz”… İtalya’nın ilk kadın doktoru Maria Montessori’ nin yazdığı Annelik Sanatı’ nda bugünlerde aklım..Rüzgar 6 aylıkken okumuştum, şimdi yaklaşık 14 aylıkken ve evde “Ben de varım!!!” vurguları artmışken tekrar okudum altını çizdiğim her satırını..Yazmassam olmaz dedim.. Bir:Çocuğun kişilik gelişiminin çocuk adına çilelerle dolu olduğunu; çocuğun yeteneklerini hayata geçirmek için ortaya koyduğu çabanın saygıya değer olduğunu ve de bunu başarabilen çocukların coşkunluğunu anlatıyor her fırsatta kitap ve en can alıcı cümlelerden biri; çocuğun insanoğlunun babası olduğu.. İki:Her çocuğun bir duyarlılık dönemi hatta dönemleri olduğuna dair örnek şahane.Kelebek

Çocuğa Hayır Demek- III

Kitap tanıtımlı ve alıntılı yazı dizimin son günü..Yine kitaptan alıntılar ve arada benim italik yorumlarım.. …Psikolog E.H. Erikson’un da belirttiği gibi, sizin ilk bilmeniz gereken şey, yeni yürümeye başlama döneminin “sınırsız bir kendini genişletme” süreci olduğudur. Emeklemeye başlayan çocuklar her yere gitmek, her şeyi serbestçe denemek, keşfetmek ve şevkli bir “Ben bunları yapabilirim” duygusuyla her şeyi elde etmek isterler. Burada ebeveynlerin dikkat etmesi gereken husus, çocuğa ne zaman müdahale etmeleri gerektiğini, ne zaman ise gerekmediğini bilmeleridir… …Evleri, Onların Laboratuarlarıdır… …Anne-babalar çocuklarının oyunlarına veya yaptıklarına sürekli müdahale ettiklerinde çocuğa “Sen yapamazsın, senin yardıma ihtiyacın var.” mesajını

"Çocuğa Hayır Demek- II

Dün ki yazımın devamı..Kitaptan alıntılar ve arada benim italik yorumlarım.. …Aynı zamanda ebeveynlerin de uygun zamanlarda ifade edilmesi gereken duyguları vardır.Çocuğun bu duygusal sonuçları işitip hissetmesine izin verin. Fakat kızgınlığınızı ifade ettiğinizde onu aşağılayıcı, küçük düşürücü veya başka biriyle kıyaslayıcı ifadeler kullanmayın……Bebekler, yürüme dönemindeki çocuklar ve daha büyük çocukların psikolojisi üzerine yazılmış pek çok popüler kitap, toplumdaki genel eğilimi yansıtan bir bakış açısını paylaşmaktadır ve hepsinin de göz önünde bulundurduğu şey, sağlıklı davranıştan ziyade normal davranıştır… İşte buna sonsuz katılıyorum..Etrafımda o kadar çok “şöyle anneyim, böyle babayım, neden böyle oldu bir türlü anlamadım..” diyen ebeveyn

"Çocuğa Hayır Demek- I"

Rüzgar henüz emeklemiyor..Onun için keşfetmek henüz dokunmak ve ağzına götürüp tadına bakmaktan ibaret..Ama tabi “Derhal beni kucağına al ve deli gibi merak ettiğim bu evin her köşesini gezdir bana, ve de sakın yorulma!!” mızırdanmalarını yok saymak mümkün değil..Her şeyi ama her şeyi çok merak ediyor, farkındayım..Bu sağlıklı geliştiğinin yani psikososyal gelişiminin yolunda olduğunun en temel işareti, çok şükür.. Ama şöyle sıkıntılar oluyor mesela..Storlu salon perdelerimizin açma kapama aparatı onu deli gibi heyecanlandırıyor ve her seferinde dokunmak ve tadına bakmak (!) istiyor..Oysa bu mümkün değil çünkü oturduğumuz kanepeden ona ulaşmak için çekmesi gerekiyor ve bu aparat

İki Kitap Birden

OKUYORUM/Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir Tim Seldin Montessori Vakfı Başkanı, kitabı da o yazmış..Bizim çoğu vakıf başkanımız hatırlı kişilerdir de ne kadar işin içindedirler meçhul..Ya da bana öyle gelir, iflah olmaz bir paranoyam var bu statü mevzularında..Kitabı okumaya başladığımdaki ilk şaşkınlığımı aktarayım sizlere….Adının “Hans”, “Poetrich (?!?)” ya da “Inge” olduğu belli olan çocukları “Mehmet” ve de “Ayşe” olarak isimlendirilmiş olmasına şaşırdım ve de güldüm..Bu olmamış hiç sevgili editör..Kendi adlarının kullanılmasının bizde “Hadi canım, sizin oralarda bu işler böyle ama biz burda böyle çocuk yetiştirmiyoruz güzelim” hissiyatına sebebiyet vereceğinden ürküp Türkçeleştirmiş olabilirler mi? Kitaptaki çocukların kıyafetlerine ayrıca